HİKAYELERİM

  • ~~~~~Nurseli, Huzur içinde gerilerek uyanırken, bu tatlı hissiyatın sebebinin penceremden içeri dolan ve dışarıda cıvıldaşan kuşların eğlenceli sesleri olduğunu düşündüm. Çenemle birlikte uykudan tutulan diğer yerlerimi esnetirken bir yandan da seslerin geldiği pencereye doğru baktım. Güneş ışıkları odanın ortasına kadar süzülüyordu. Her ne kadar kuş tüyü bir yatakta yatıp kuş sesleriyle uyanacak kadar konforlu görünsem…

    Read more →

  • 69. Bölüm

    ~~~~~Yavuz, başını arkasına çevirip koridoru süzdü. Annesinin odasından gelen su sesini duyunca, Nurseli’nin az önceki bağırmasını fark etmediğini anlayıp rahat bir nefes aldı. Telefondaki kişi boğuk ses tonunu bir kenara bırakıp kendi doğal sesiyle sordu: “Anlamadı değil mi?” Yavuz hafifçe kıkırdayarak karşılık verdi: “O kadar manyak ses değişimleri yapıyorsun ki bazen ben bile tanıyamıyorum.” Karşıdaki…

    Read more →

  • 68. Bölüm

    ~~~~Nurseli, Yine bilmediğim, bu sefer daha farklı bir evde buldum kendimi ve, “Baba! Nerdesin?” diye odalarda dolanmaya başladım. “Baba! Hazırım. Baba! Gidelim.” Ama ortada ne babam vardı ne de üzerimde gelinlik. Ben bir yere gidiyordum, hem de neresi olduğuna dair en ufak fikrim olmayarak. Gideceğim yerde bulmayı istediğim tek kişi vardı, o da Selim… Koşarak…

    Read more →

  • 67. Bölüm

    Bora, elindeki kâğıdı uzattı. “Komiserim, bir not bulduk.” Alp, kaşlarını çatarak kâğıda doğru uzandı. “Hani, ver bakayım?” Gözleri satırların üzerinde gezinirken metni yüksek sesle okumaya başladı: “Selam, ben Nurseli Aktaş. Bu mektubu okuyorsanız ya öldüm ya da yine…” Metnin burasında kâğıda çizilmiş küçük bir üzgün surat simgesi vardı. Alp iç çekerek okumaya devam etti:“…İnşallah ilkidir…

    Read more →

  • 66. Bölüm

    ~~~~Nurseli, Babam gülümseyerek, “Zamanı geldi ha?” deyince, “Geç bile kalındı aslında.” dedim, mutluluğumun bu kadar ertelenmesine üzülerek. “Hazır mısın?” diyen babama, üzerimdeki beyaz elbiseye bakarak cevap verdim. “Baba, elbisem güzel mi?” Babam, “O elbise değil kızım, gelinlik.” derken o kadar mutlu bakıyordu ki, ben nasıl gelin oldum, kiminle evleniyorum bile diyemeden girdim koluna ve daha…

    Read more →

  • 65. Bölüm

    Ertesi günü Filiz, Ayşe ile birlikte Nurseli’yi ziyaret edip vesileyi almak için geldiğinde Selim ile kapıda karşılaştı. Selim, “Naber Ayşe?” dedikten sonra Filiz’e bakıp, “Nasılsın Filiz?” diye sordu Filiz, Ayşe’den önce cevap vererek, “Biz iyiyiz ama Nurseli değil, onu görmeye geldik.” deyip Selim’in yanından geçerek içeri girdi. Selim, “Nurseli burada mı?” deyince Filiz, sert bir…

    Read more →

  • 64. Bölüm

    Selim, mağazadan girer girmez, orada başka bir müşteri ile ilgilenen görevli baş selamı verdi. Selim de elini kaldırarak karşılık verdikten sonra sağa sola bakarak diğer çalışanın yanına doğru yürüdü. Hazan’ın gözü, mağazaya girer girmez yüzü asık etrafa boş gözlerle bakan kıza odaklandı ve Selim’in peşinden giderken de gözlerini ondan ayırmadan yürüdü. Selim, “Selamün aleyküm Niyazi…

    Read more →

  • 63. Bölüm

    Hazan, banka otururken koluyla Selim’i dürtüp, “Naber ortak!” dedi Selim, “Senin ne işin var burada?” derken yüzü bembeyazdı Hazan, bilmiyor gibi, “Ne oldu, bu ne hâl?” diye sordu. Selim, “Buraya geldiğimi biliyorsun, onu da biliyor olman lazım.” Deyince Hazan, “Benim kuşlarda bilgi akışı eksikliği var. O yüzden bilmiyorum.” Dedi Selim, derin bir nefes çekip verdikten…

    Read more →

  • 62. Bölüm

    ~~~~Selim, ana caddeye yakın, “Ben burada inebilirim, otobüs ile giderim.” Deyince Hazan, “Arabana kadar götüreyim?!” dedi Selim, eliyle evin tarafını işaret ederek, “Arabam karşıda kaldı, önce eve gidip bir şey almam lazım,” deyince Hazan, “Aaa!.. Sen bu yakada mı oturuyorsun?.. Nerede?..” diye sordu Selim, “Evet!.. Kartal.” Diye yanıtladı ve “Seninle aynı yakada.” Dedi Hazan da,…

    Read more →

  • 61. Bölüm

    ~~~~~Nurseli, Kapıya çıkıp koridorun ortasına geldiğimizde Hâle, “Selin, ne oluyor? “ diyerek kolumdan kendine döndürdü “Bir şey yok, yemeğe gideceğiz, istemiyor musun yoksa?” “Selin, başka bir şey var. Ne oluyor?” “Hâle, belli ki anlamışsın… Gel bi yemek yiyelim, oturup konuşun!” “Selin!.. Sen ne dediğinin farkında mısın?.. Sen onunla nişanlanıyordun, bizim evde istediler seni.” “Bizim neden…

    Read more →

  • 60. Bölüm

    Selim, şok olmuş şekilde hemen ağzını açtı, yüzünü tokatlayıp, “Hazan!.. Hazan, uyan!.. Aç gözlerini… Şaka yaptım, anla diye, uyan!” dedi Hazan’da, ayılma belirtisi olmayınca; kelepçeyi açtıktan sonra, kucaklayıp yere yatırdı ve ayaklarını sandalyeye kaldırdı. Koşarak diğer taraftan kolonya ve su getirdi. Kolonyayı, bileklerine boynuna sürerken, bir yandan da Allah’a yalvarmaya başladı… Beş dakikayı geçmesine rağmen,…

    Read more →

  • 59. Bölüm

    Furkan, yanımıza gelip, Selim’in elinin altından güvenliği kapatırken, benim elimden de silahı alıp, “Yetmez mi bu kadar acı çektiğiniz… Yeter artık, barışın… Seviyorsunuz işte, kabul edin… Kabul et Selim, engelin neyse de kurtul.” diyerek Selim’e baktı Ben, başımı eğip yere bakarken; Selim, Furkan’ı duymamış gibi kollarımdan tutup kendine çekti ve sessizce sarılmayı tercih etti. O…

    Read more →

  • 58. Bölüm

    •~~~~•Bir hafta sonra, Okan, Furkan’ın yanına gelerek, “Size bir haberim var komiserim, ama bilemedim iyi haber midir?” dedi Furkan, “Boynuna sarılırsam iyi haberdir, konuş.” dedi Okan: “Komiserim, o gece çarşafta bulunan kanlardan birinin Jale’ye ait olduğu kesinleşti, Jale de astım krizi sonucu ölmüş,” Furkan, “Sadece boynuna sarılmak değil; kucağıma alıp, havaya da uçurmak isterdim ama,…

    Read more →

  • 57. Bölüm

    Selim, yaslandığı tezgahtan toparlanıp bana doğru bir adım attı ve, dudaklarıyla, “Kim o?” diye sordu, aynı zamanda göz kırpıp başını da oynatarak… Ben de aynı şekilde dudaklarımı hareket ettirerek, “Furkan.” dedim, inansın inanmasın umursamadan. Yavuz amca, odadan çıkıp bana, “Kızım?” deyince telefonu kapattım ve “Efendim Yavuz amca.” dedim. “Ben de sana geliyordum, baban aradı, Sezin…

    Read more →

  • 56. Bölüm

    •~~~~•Yavuz’un, girdiği evden Ömür ile çıktığını gören Mesut, hemen batağı arayıp, “Abi, yengeyi bulduk.” dedi. Batak, “Nerede, nasıl?” derken yerinden fırlayıp arabanın anahtarına davrandı. Mesut, “Yavuz bir eve geldi, bir kız ve yenge ile arabaya bindiler, peşlerindeyim.” dedi Batak, “Hemen konum at, çıktım, önünü keseyim.” deyince Mesut, “Tamam abi.” deyip telefonu kapattı. Canlı konumu açan…

    Read more →

  • 55. Bölüm

    Yavuz amca, “Hadi akşama görüşürüz, selam söyle.” deyip gittikten bir saat kadar sonra babam geldi. Annem, babamı salondaki balkona çağırınca ben de mutfağa giderek ne konuştuklarını dinlemeye başladım… Yaşadığım olumsuzluklar bu etik değeri de çiğnememe sebep olmuştu… Babam, “Selin nasıl?” deyince annem, “O iyi çok şükür.” dedi ama kabuslarımın kaynağının Selim olduğunu bildiği için böyle…

    Read more →

  • 54. Bölüm

    (Unutulan bölüm, Ömür ile batak. Ben Furkan ile Nurseli’ye daldım, bu kısımları unuttum. üç ay içinde olanları tekrar yazdım… yeni bölümden sonra bu bölümü gerekli yerlerine yazarak tekrar düzenleme yapacağım… Hani çok merak ettiğiniz bir şey vardı ya, hah, işte onun cevabı bu bölümde, ⬇️) •~~~~•Batak, o sabah evde bir curcuna ile gözlerini açıp, “Ne…

    Read more →

  • 53. Bölüm

    EY KAPILAR AÇAN ALLAH’IM BİZE HAYIRLI KAPILAR AÇ… Yavuz, “Evet abi kaybettim,” dedikten sonra, “Beni oyalama, Furkan’dan değil ama bu çaylaktan alabilirim merak etme.” dedikten sonra telefonu kapattı… Telefonu kapatan Okan, hemen Samet’i aradı, Samet’in meşgule atmasıyla sesli mesajla, “Abi, şuan meclis kürsüsünde konuşma yapıyor bile olsan in, acil durum, Yavuz’un başı tehlikede.” dedi Samet’de…

    Read more →

  • 52. Bölüm

    Furkan, telefonu kapatırken, Alp, “Selamün aleyküm.” diyerek içeri girdi… Selim de arkasından, “Yavaş ol azıcık hayvan yavaş.” diyerek ayakkabılarını çıkarttı ve o da “Selamün aleyküm, kusura bakma çat kapı geldik ama?” dedi Furkan, her an Nurseli’nin banyodan çıkacağını düşünerek, “Aleyküm selam,” deyip sustu, Selim’in ‘kusura bakmaç demesine karşılık vermeden. •~~~~•Nurseli, İsimsiz yavruyu bırakıp Yeşim’i karşılamak…

    Read more →

  • 51. Bölüm

    ~~~~• “Benim ahududuya alerjim var!” deyince Yeşim şaşırdı, Neden öyle şaşırdığına bir anlam veremeden yatağıma giderken, “Olsun, madem doğum günündü sen mumları üfle, pastayı kes, sonra sevdiğin pastadan da alırız.” deyince bu sefer de ben şaşırarak baktım… “Doğum günü mü? Bugün mü? Ama benim doğum günüme daha çok var?” dedim mart ayını kasdederek… Şaşırma sırası…

    Read more →

  • 50. Bölüm

    •~~~~• iki hafta sonra ~~~~• Esengül, gözlerini açtığında abisi ve annesi fısır fısır konuşuyordu… “Anne, bu ne ayak, neden hâlâ burada?” “Oğlum sus, duyacak.” “Ne duyması anne, görmüyor musun top atsan uyanacak hâli yok.” “Bir aydır yatak yüzü görmemiş, olsun o kadar.” Esengül, onların baktığı yere bakınca, Okan’ı koltukta serum takılı uyurken gördü… “Anneee?” dedi…

    Read more →

  • 49. Bölüm

    Batak, eline sıçrayan kanın sıcaklığı soğumadan yanaklarından akan sıcaklığı hissetmeye başladı… En son Basri için akan bu yaşlar şimdi nereden, neden akıyordu bilmeden bıraktı silahını yere, tuttu Ömür’ün belinden sıkıca Basri gibi elinden uçup gitmesin diye… “Ama ses yapmadım ki?” diyen Ömür neden vurulduğunu merak ediyordu… Batak, “Özür dilerim, bu sefer benim hatam.” dedi, yüzünü…

    Read more →

  • 48. Bölüm

    ~~~~•  Ertesi günü ~~~~• Okan’ın korkarak başını girdirdiği odada, Selim yalnız oturmuş dosyalara bakıyordu. “Komiserim gelebilir miyim?” “Bence çabuk gel, arkan dışarda kalmış.” “Aman aman, otuz yıl sakladım gümbürtüye gitmesin.” “Dosyaları yolladığına göre konu biziz?..” “Komiserim, biz bir ayrıntıyı kaçırdık da onu söylemek için geldim.” “Neyi?” “Nurseli’nin kimlikteki doğum günü farklı?” “Doğru?! Ben bunu nasıl…

    Read more →

  • 47. Bölüm

    Okan, Zafer ile yemek yerken Yavuz arayıp nerede olduğunu sordu. Okan, yemek yediğini söylese de Yavuz neden aradığını söylemeden telefonu kapatmak istemedi. Yavuz, “Bari kahvaltıya gel.” deyince Okan kendini naza çekmeye başladı. “Öyle bir neden söyle ki sabahın o saatinde oraya gelip döneyim?” “Sen ne zamandır abimi görmek için sebep arıyorsun?” “Önüme yatmamak için çocuk…

    Read more →

  • 46.Bölüm

    Ömür, uyandığında saat on’u geçmiş ama kelepçe hâlâ takılıydı… “Demek ki batak uyuyordu” diye düşünüp, Batağın eline baktığında Avni’nin söylediği gibi anahtar yoktu. Batağın uyanmasını beklemeden yastığın etrafına, yatağa, sağa sola bakındı ama anahtar yoktu… Batağın altında olabileceğini düşünüp, “Batak, uyan.” diyerek diğer tarafa döndürmeye çalıştı. Batak, “Ne oldu yaa?” diye genleşerek ayılmaya çalıştı. Ömür,…

    Read more →

  • 45. Bölüm

    mutlu güne merhaba Doktor, Ömür’ü muayene ederken önce kızarık yerlerine baktı, sonra da işaret parmağını havaya kaldırıp, “Buraya bak. Ne görüyorsun?” deyince Ömür, “Batağı” dedi. Doktor şaşırarak, “Onu sormadım. Bu kaç?” deyip devam etti Ömür, Gayrı ciddi, “Pardon ben parmağınızla işaret ettiğiniz yeri soruyorsunuz zannettim.” deyince doktor bu sefer diğer elini kaldırıp, “Şimdi?” dedi iki…

    Read more →

  • 44. Bölüm

    Bela bir mıknatıs olsa mazlum karşı kutup olurdu… Ömür, arabaya binmek istemeyince adam korkutmak amaçlı belindeki silahı gösterdi. Ömür, yüzünde korku dolu bakışlarla adama bakarken, diğeri de valizleri bagaja koymaya çalışıyordu. Ömür, “Tamam… pekii… gidelim…” deyip binmek için arabaya yaklaştı. Boşluğunu bulduğu anda adamın serçe parmağını geriye kolunuda arkaya katlayıp diğer eliyle de belindeki silahını…

    Read more →

  • 43. Bölüm

    karanlıktan kaçışa uyanmak Selim, yüzündeki üzgün ifadeyi sonlandırıp “Burada ne işin var?” deyince “Konuşmak istiyorum.” deyip itiraz etmesine fırsat vermeden odasına doğru yürüdüm. Alp abinin arkamızdan, “Allah kolaylık versin.” dediğini duydum. Neden böyle bir şey söyleme gereğinde bulunmuştu kii, arkadaşını yiyecek miydim… Selim, arkamdan gelip kapının ağzında dikilince, kolundan tutup içeri itekledim. Kapıyı kapatıp masanın…

    Read more →

  • 42. Bölüm

    bazı gerçekler acıda olsa gerçektir. Cenk’le koşuşturmamızın sonu, onun rahatına güvendiği yatağı olmuştu. Nefes nefese kalmış, üzerimden kalkması için ellerimle göğüs kafesinden itiyordum… Ağırlığını tamamen vermiyordu ama üzerimden kaldıramıyordum da. “Kalk üstümden Cenk, çok ağırsın?” diyerek kalkması için durumumu abartsamda, “Ben birde kendimi bırakmıyorum, demekki ağırlığımı versem hepten öleceksin.” deyip beni ti’ye almıştı… “Ne olduu…

    Read more →

  • 41. bölüm

    Her uzun gecenin bir kısa sabahı vardır. Polis abi, Mert’i evinin önünde indirip beni Cenk’in evine doğru götürdü. Durumumun bu derece vahim olduğunu bilmiyordum. Beni bir sapıkla aynı eve gönderiyorlardı, hemde Alp abi ve Okan abi… Doğan abim bilse izin verir miydi acaba? Yada Selim bilseydi, “Ben yardım ederim yeter ki o sapığın evine gitmesin”…

    Read more →

  • 40. Bölüm

    Yılın en uzun gecesi 21 Aralık değil bu gece olabilir!.. •~~~~~~• Yarım saat önce •~~~~~~• –“Yeter laaannn yeter, daha gece başlamadan sarhoş oldun, ayakta duramıyorsun.” +”Ka… rışma ban..aaa.” -“Gel gidelim, belli ki sen yine olay çıkartacaksın.” +”Yooo, neden? Arkadaşınla sevgilisini götürsene.” -“Salak mısın oğlum, kızdan ayrılan sensin, ne yapsın ölene kadar yasını mı tutsaydı.” +”Tutmasın…

    Read more →

  • 39. Bölüm

    “Senin soy adın ne?” “UUU…lak.” “Yavuz Selim ASLANER kim peki?” “AA.anlamadım.” “Esengül abla bana kardeşinin kim olduğunu söyledi, hani seni de evlat edinmişlerdi, onlarla kardeştin… Senin neden soy ismin değişik.” “Bak Nurseli benim kardeşim kayıp, bir şey olursa beni soy ismimden bulabilir diye onu kullanıyorum.” “Adem ASLANER kim peki?” “Babamız, o üçümüzün ve yurttaki bütün…

    Read more →

  • 38. Bölüm

    iyilik yap kötülük bul 🥺 Eve gelip eşofmanları giyerken telefonuma arka arkaya mesajlar gelince hemen telefonuma baktım. Okan abi kardeşinin söylediği şarkıları bana atmıştı… Onlar inerken bende yatağıma yatıp kulaklığımı taktım. Hoşlandığımı bulmak için sırayla dinlemeye başladım. Hepsi çok güzeldi ama ikisi Selim’le bana uyuyordu. Yeni yapti evini, yârum, yârum Penceresi yaşali (süslü) Oldiler benlan…

    Read more →

  • 37. Bölüm

    yeni umutlar yeni hayaller eski günler. Haftalardır ilk defa çocukluk zamanımda ki gibi rüyalar görüp mutlu bir şekilde gülümseyerek gözümü açtım. Gülümsememin bulaşıcı olduğundan mıdır bilemiyorum Okan abide gülümsüyordu. “Uyandın mı?” “Evet, iki gündür acayip uyuyorum neden bilmiyorum.” “Çok uyumadın ama?” “Nasıl yaa?” “Yarım saat kırk beş dakika kadar. oda eenn fazla.” “Gerçekten mi? On…

    Read more →

  • 36. Bölüm

       •~~~~~~• Altı ay sonra •~~~~~~• Aylar sonra ilk defa tekrar kendime yalvarıyordum. “Nurseli uyan, kendine gel, kaç… hadi kalk…” Ben kendime uyan, gözlerini aç dedikçe git gide yatağa gömülüyordum sanki. Ara ara uyanıyor kendimi yataktan kaldırmaya çalışıyordum. Hilde, ilerleme kaydedip rahatça konuşmaya başlamışken, Şuan ben gerilemiş gibi içimdekileri Hilde gibi söylüyordum. “Iııııığğğhhh!” (Bırak) “Iııııığğğhhh!”…

    Read more →

  • 35. Bölüm

    Selim merkezde otururken saatler geçmiyor gibiydi. Selin’in yaptığını sindirmeye çalışırken dosyaya gömülmüş, onda da şüphelendiği bir şey hakkında DNA testi yaptırdığı için bir an önce sonuçlanmasını bekliyordu. Odasında daralınca Alp’in odasına gitti. Elindeki ismi vererek, “Şunu bi araştır kurban olayım, kafam o kadar kötü ki yapamıyorum. Bu adamı içeri tıkacak bir sebep bul ne olur.…

    Read more →

  • 34. Bölüm

    ~~~~~•~~~~•21 yıl önce ~~~~•~~~~~• Kezban: “Hey çocuk! ne eğlendin burada?” Selim: “O ne?” Kezban: “Sanane?” (sinirli bir şekilde) Selim: “Ne yapıyorsun sen?” Kezban: “Çocuk de get yoluna, konuşma benimle, eğleşme burada kızarlar sana.” Selim: “Bende bu otların arasına saklanırım görmezler!” (tebessüm ederek) Kezban: “Çocuk sen deli misin? Yürü get, beni Selma’yla yüz göz etme?” “O…

    Read more →

  • 33. Bölüm

    Alp, arabayı durdurup inmeye hazırlanırken Selim kolundan tutarak geriye çekti. Karşısında duran arabaya bakarken, “Bekle!” dedi sesi titreyerek. Alp, şaşırmış gibi, “Ne oldu Selim.” deyip bir Selim’e bir baktığı yere baktı. Selim plakadan gözünü ayırmadan başıyla işaret ederek, “Burası olduğuna emin misin?” deyince Alp adresi kontrol etti. Emin olmak için de Doğan’ı görüntülü arayıp “Hangi…

    Read more →

  • 32. Bölüm

    Engin’in heyecanını gölgeleyen olayı merak etsede Elif, annesinden aldığı emri uygulamada sıkıntı çekmesin diye sormuyordu. “Engiiinn?” “Efendim.” “Kendini kasma lütfen sormayacağım, rahat ol.” “Elif, teşekkür ederim. Bende ne söylesem diye düşünüyordum. Bak olanlarla ilgili illaki bir şey duyacaksın, sakın kalbini karartma emi, Selin öyle bir kız değil, zor zamanlardan geçti. Psikolojisi bozuldu.” “Bilmez miyim Engin,…

    Read more →

  • 31. Bölüm

     Karanlıktan cehenneme uyanmak Bugün cumartesi haziranın yirmi beşi… Benim adım Nurseli… Bugün ölürüm de ayrılmam dediğim adamdan ayrılıyor, görüşmem dediğim insanlarla yüzleşiyordum. Bugün cumartesi ve ben her yıl haziranın yirmi beşini kendime yas ilan ediyordum. Bayrakları bilmem ama her yıl göz kapaklarımın yarıya ineceği kesindi. Bugün cumartesi, olmaz dediğim şey oluyor, yapmam dediğim şeyi yapıyordum.…

    Read more →

  • 30. Bölüm

    Beş dakika sonra geleceğim diyen Leyla abla, yarım saat olmuş hâlâ gelmemişti. Hilde, benim ona alıştığımdan mı yoksa kendini o zaman mı hazır hissetti bilmiyorum, odaya girdikten on dakika sonra gözlerini açtı. Hangi gözünün görmediğini biliyor gibiydi. Bazen,’ııııığğğğhhh’larken göz kırpıyordu. Muhabbetin en koyu yerinde Leyla abla gülümseyerek içeri girdi. “Naber kızlar, muhabbetinizi bölmek istemezdim ama…

    Read more →

  • 29. Bölüm

    … Kahvaltılarını yaptıktan sonra kızlar gelmiş Doğan’ı evden postalamaya çalışıyorlardı. Doğan kapıya çıkıp bir şey hatırlamış gibi zile basıp Hilde’yi kapıya çağırdı. “Hilde hatun, ben akşama kadar acıkırım bana bi azık versen olmaz mı?” Hilde, “Tamam dur bekle!” deyip içeri giderken Doğan karnından tutup kendine çekti, beli kendine yapışınca kulağına eğilip, “Mideme değil gönlüme dedim!”…

    Read more →

  • 28.Bölüm

    Elif, teker teker yüzümüze bakarak, “Kızlar, sabah onlar odadan çıkıp, bize seslenene kadar ses çıkartmak yok! Tamam mı?” dedikten sonra söz olmasa da gözlerimizden ‘Tamam’ı bekledi. Ben başımla, “Tamam” derken Filiz, “Tamam” demese de itiraz etmemişti. “Eee uyuyabilecek olan var mı?” diyerek soruya soruyla cevap verdi. Üçümüzün olan uykusu da kaçmıştı. Ayşe ise hiç uyanmamış…

    Read more →

  • 27. Bölüm

              ((Nişandan bir gün sonra)) Selim, Pazartesi öğlene doğru emniyete gelmiş, yüzü sirke satıyordu. Alp, arkasından seslendiği hâlde duymamış, söylene söylene odasına gidince Alp’te merak edip peşinden odasına gelmişti. Selim, odaya girip kapıyı sertçe itince kapı Alp’e vuracakken eli ile engel oldu, “Hop, hop! Yavaş, ne oluyor? Elimi kırıyordun lan!” dedi Selim, Alp’in espiri yada…

    Read more →

  • 26. Bölüm

    Doğan ve Hilde ayrılalı altı ayı geçmişti. Selim’le Doğan o günden sonra ilk defa bu olayda eskisi gibi ekip olmuştu. Selim, sorguya girmeden şüpheli hakkında bilgi almak için, kriminalden Okan’ı çağırdı… ~~~~~~• Okan, elinde dosya ile geldi. Karşısında beni görünce Selim ve Doğan’a bakmadan, “Merhaba Nurseli, nasılsın?” diye sordu. Selim,*(Okan’ın tavrından rahatsız olmuş gibi Okan’a…

    Read more →

  • 25. Bölüm

    Salacak sahile geldik. Selim, arabayı aynı yerine park etti. Bir süre ikimizde konuşmadan kız kulesi’ni izledik. Kadının yaptıklarını düşündükçe sinirlerim bozuluyor, Selim’in Seda’ya yaptıklarını hayâl edince kanım çekiliyordu, daha fazla içimde tutamayıp ağlamaya başladım. Derin derin nefes alarak torpidoyu açtım, sağa sola bakındım. Selim, merak ve üzüntülü bir ses tonuyla, “Ne arıyorsun Nurseli?” dedi. Zor…

    Read more →

  • 24. Bölüm

    Doğan şaşırdı, bir yolunu bulacağım demişti. Demek ki Okan’la işbirliği yapmıştı. “Okan başka ne söyledi?” “Selim abin evinize geldiğinde banyonuzda bir böcek görmüş. Bu böceğin bir daha gelmemesi için çamaşır suyu ve tuz ruhu ile temizlemen lazım. O böcekler, bunların kokusunu sevmez ve bir daha gelmezler” dedi. Ben de öyle yaptım beş dakika geçmeden gözlerim…

    Read more →

  • 23. Bölüm

    … Doğan, Hilde’yi yine yurdun arka sokağında indirip gitti. Hilde, yurdun önüne geldiğinde, Selim’in arabada direksiyona kafasını koymuş kıpırdamadan durduğunu görünce, Doğan’ı aradı. “Ne o! Eczacı hanım iki dakika geçti özledin mi yoksa?” “Saçmalama Doğan, Selim burada. Kafasını kaldırmadan arabada öylece duruyor bir şey olabilir uzaklaşma diye aradım!” “Cevap ‘evet’ olsa dişimi kırardım zaten!” “O…

    Read more →

  • 22. Bölüm

    … Sonunda dayanamayıp, “Hakan abi bir şey mi var?” dedim O da daha fazla içinde tutamamış gibi, “Nurseli sen bana çok tanıdık geliyorsun, daha önceden karşılaşmış olabilir miyiz diye düşünüyorum.” deyince Selim, araya girdi, “Değil mi abi? Ben de ilk gördüğümde öyle hissetmiştim?” dedi. Selim’den sonra abisi de benzetince o kişiyi merak etmiştim. Bana daha…

    Read more →

  • 21. Bölüm

    İki yıl önce polis gecesi Arabaya bindiğimizde hiç kimse konuşmuyordu. İlk defa Selim, kemerimi yan koltuktan takmıştı. Demek ki böyle durumlarda bile kemeri o takacaktı. Hep merak ettiğim şeyi yaşayarak öğrenmiş oldum. Hilde, camdan dışarı bakarken, “Bu gece olanlarla ilgili bir tek laf edeni gebertirim!” dedi O geceden sonra, Selim ne zaman arasa “Bugün gelme……

    Read more →

  • 20. Bölüm

    İlk olarak Ayhan amirin yanına gittik. “Merhaba efendim nasılsınız?” dedim elini öperken, “Teşekkür ederim kızım! Sen nasılsın?” “İyiyim efendim teşekkür ederim!” “Ayağın nasıl oldu?” “Daha iyi efendim!” “İyi iyi çok sevindim! Eee büyüklerle ne zaman tanışıyoruz!” dediğinde utandığım için benim yerime Selim cevap verdi. “Amirim evlilikte okula takıldım maalesef! Gelin adayımız en az iki yıl diyor!”…

    Read more →

  • 19. Bölüm

    “Kim!.. Ben mi sana aşık mışım?!” dedikten sonra kahkaha ile konuşma karışık, “Ay bir dakika! Abi! bi dur ya!.. Ben o bütün saçmalıkları bu yüzden mi yaşadım!” dedim… Sinirlerim bozulmuştu, “Benim bile haberim olmayan aşkımı sana kim söyledi acaba. O şeyi bir tarafından kim uydurdu, söyler misin? Çok merak ettim de.” dedim, komik bir fıkrayı…

    Read more →

  • 18. Bölüm

    Son üç derse yetişmiş, babama da telefon ederek kendimi iyi hissettiğim için okula geldiğimi söyleyip haber vermiştim. Yine çıkışta gelmiş, bizim çıkmamızı bekliyordu. Babama yaklaşarak ayağımı gösterip, “Baba bak!” dedim. Babam, ayağımda alçıyı göremeyince, “Aaa getir bakayım, ne zaman gittiniz, beni neden aramadın?” diye sordu. O an aklıma parlak bir fikir geldi ve hastanenin okula…

    Read more →

  • 17. Bölüm

    •~~~~•Nurseli, Kardeşlerimle balkonda oturmuş, patlamış mısır, cips, çekirdek yerken bir yandan da ne yapacağımı düşünüyordum. *(Seçkin, benden beş yaş küçük Sezin ise, Seçkin’den on bir ay küçüktü.)* Bu düşünceler yüzünden moralimin bozuk olduğunu kardeşlerime yansıtmamak için, eğleniyormuş gibi yapıyordum. Annem yanımıza gelip, (sadece beni) başımdan kokulu bir şekilde öptükten sonra, boş olan yere, Sezin’in yanına…

    Read more →

  • 16. Bölüm

    Leyla: “Bir gün, okul çıkışı bir kadın ve torununu gördüm. Çocuğu dilendiriyor zannettim. O kadar sinirlendim kiii, teyzenin yanına gidip, “Teyzee bu çocuğun ne günahı var! Neden okulda değil” diye kızdım. ‘Normalde okula gidiyor ama şuan hasta, evde yalnız kalmasın diye yanıma aldım’ dedi. Ben de cüzdanımdan para çıkartıp, tezgaha bıraktıktan sonra, yoluma devam ettim.…

    Read more →

  • 15. Bölüm

    Plan be’nin ikinci aşaması da yan yatıp çamura batmıştı. O ân aklıma geçiştirmekten başka bir şey gelmedi. Alçının çıkmaması lazımdı, yoksa dikişleri görürlerdi. Plan (B)yi doğaçlama devam ettirecektim. •~~~~•Selim, hastaneden çıkalı bir haftayı geçmişti ve ilk defa Elif’in erkenden hazırladığı kahvaltı masasına oturdu Sofra, tuzsuz yemek gibiydi, doyuyorlardı ama tadı yoktu. Elif, annesine bakarak, “Anne,…

    Read more →

  • 14. Bölüm

    Selim’in kapısı kapalıydı. Doğan kapıya vurup, Elif, “buyrun!” demesiyle derin bir nefes alıp, yavaşça kapıyı açarak içeri girdi. Elif, Zeynep ve Pınar biraz önce çıkan sesler hakkında konuşuyordu. Doğan, odaya girip kapıyı açık bırakarak, odanın ortasına doğru yürüdü. ***(Nurseli ile anlaşması vardı… Selim’in kapısı kapalı kalmayacak, Nurseli, koridorda yürüyüş yaptığı zaman göz ucuyla içeriye bakıp,…

    Read more →

  • 13. Bölüm

    Hilde’nin kızgınlığı geçmek yerine daha da artıyordu. “İşim yok, bu halde komisere iftira atacağım! Öyle mii?”Bense meraktan çatlamak üzereydim, yatağımda öne doğru eğilerek, “Hildee ne oldu yaa! Çatlatma insanı!” dedim Hilde, eliyle Doğan’ı göstererek, “Ne olacak! James Bond komiserimiz bize inanmayıp güvenlik kameralarını inceletmiş.” dediDoğan, yanlış anladınız der gibi kendini savunmaya geçip, “Güvenmemek değil.” dediHilde,…

    Read more →

  • 12. Bölüm

    Polislerden biri Nurseli’yi kucağına alıp hemşirenin gösterdiği boş bir odaya yatırdı. Tansiyonu çok düşük olduğu için hemen doktora haber verdiler.. Doktor, ilk muayenesinden sonra, “Bu kız kaç gündür yemek yemiyormuş yaa?” diye sordu. Serum taktırıp, tanıdıklarını arattırdı… Selim’in kapısında ki görevli Polis, Doğan komiseri arayarak durumu anlatırken Doğan sinirli sinirli konuştu, …”Ne! Yine mi bayıldı?..…

    Read more →

  • 11. Bölüm

    …Gözümü açtığımda Hilde ve Filiz’in yan yatakta kıvrılmış uyuduğunu gördüm. Sağ kolumda serum takılıydı. Biraz odaya ve etrafa bakındım. Hava iyice kararmıştı. Sessizce yerimden kalkıp serum poşetini elime aldım. Çok eğilmeden yerden ayakkabılarımı aradım, bulamayınca da öylece kapıya yöneldim. (Hastane benim ayaklarımdan daha temizdi.) Koridorda kimse yoktu, gecenin sessizliğine bürünen hastanede tek ses nöbetçi hemşirelerin…

    Read more →

  • 10. Bölüm

    •~~~~•Nurseli, Acil kapısına gelince, polisler bize kim olduğumuzu sordu… Yakınlık derecesine göre içeri aldıklarını duyunca düşünmeye başladım, sahi, ben ne diyecektim?.. Neyiydim kii?. Hiç bir şeyi… Hilde atladı, “Arkadaşlarıyız memur bey.” Polisler bizi içeriye alamayacaklarını söylediğinde asıl yıkılmayı o an yaşamıştım… “Aileden olmayanları içeri alamıyoruz maalesef.” Kendimi hiç bu kadar kötü hissettiğim bir an hatırlamıyordum.…

    Read more →

  • 9. Bölüm

    Elimde tesbih, bildiğim bütün duaları okuyordum. Birden, sanki arkadan bir ses duyup irkildim. Arkama baktığımda kimse yoktu. Kalbim çok hızlı atarken, göğsümde şiddetli bir acı hissetmeye başladım. Sakinleştirmek için elimdeki tesbihi kalbime bastırdım. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordum ama neden ağladığımı bilmiyordum. İçimden sürekli ağlamak geliyordu. Telefonum çaldı. Hıçkırıklarımın arasında, güçlükle, “Alo!” dedim. Telefondaki Hilde’ydi, “Neredesin Nurseli?”…

    Read more →

  • 8. Bölüm

    İstanbul’a geleli üç ayı geçmiş ama hiç istediğim gibi gezememiştim. Neredeyse dört ay önce yapayalnız oturduğum bu bankta, bu sefer dört kız arkadaşımla oturuyor, o gün yaşadığım olayı anlatıyordum. Selim’in koşmasını, çelme takmamı, iki seksen yere düşmesini, kalkıp beni kovalamasını… Hilde, “Mal mısın kızım? Madem yaptın bir halt neden kaçıyorsun. Otur oturduğun yerde!” deyince hâlâ…

    Read more →

  • 7. Bölüm

    Kezban hanım Atakan’ın arkasından seslendi. “Eve gitmedi ağlıyordu!” Atakan umursamaz bir şekilde, arkasına bile bakmadan Selin’lerin eve doğru yürüdü. Evin önüne gelip yavaşça bahçe kapısına vurduktan sonra derin bir nefes alarak kapıyı açtı. Selin’lerin girişte sağda bahçeleri, solda da iki katlı evleri vardı. Melek hanım, elinde çapayla toprağı eşeliyordu. Atakan’ı görünce, “Geldiniz mi oğlum!” dedi.…

    Read more →

  • 6. Bölüm

    •~~~~•Selim: “Bir sorun mu var?” “Hayır!” “Yurtla mı ilgili?” “Hayır!” “Okul?” “Hayır!” “Ailenle mi ilgili?..” Bu sorunun cevabı da “Hayır”sa sorun kendisiydi ve asla bir “hayır” daha duymak istemiyordu. Nurseli, başını önüne eğdi ve “hayır”ı vücut diliyle başını sağa sola sallayarak söyledi. Selim sustu, artık karşıdan gelecek felaket haberini beklemeye başladı. ~~~~~~•~~~~~~ •~~~~•Nurseli, Başımı kaldırdım…

    Read more →

  • 5. Bölüm

    Sesli bir şekilde, “İnanmıyorum!” dedikten sonra içimden, “İkinci görüşme sebebini üzerimde taşıyormuşum meğer!” dedim gülümseyerek. Hilde’nin, Filiz’e el sallayarak, “ooğ ooooğ işimiz var!” demesi ile kendime gelip banyoya gittim. Ceplerine bakarken, “Önemli bir şey var mı acabaa?” diye mırıldandım Ufak tefek fişler, not kağıtları vardı. Hâlâ kendime sinir oluyordum ama bir yandan da istemsizce gülüyordum.…

    Read more →

  • 4. Bölüm

    Ailemle görüştükten sonra, valizi ve çantamı aldım. Her şey için önce özür, sonra teşekkürlerimi sunup gitmek üzereyken, Selim komiser hiçbir şey söylemeden elimden valizimi aldı ve arabasına koyduktan sonra “Bin” der gibi başını salladı. Şaşkın şaşkın, emniyete doğru yürüyen ve isminin Doğan olduğunu hatırladığım komisere baktım. Doğan komiser arkadaşını çok iyi biliyor olmalıydı ki benim…

    Read more →

  • 3. bölüm

    2929 kelime ~~~~~~•~~~~~~ Nurseli, Artık çaresizdim. Çantamı alamadan komiser gitmişti. Arkasından koşmama rağmen durmamıştı. Bir saattir bıraktığı yerde gelmesini bekliyordum. Bir yerde illaki çantamı görüp geri dönecek diye, bir yere de gidemiyordum. Gerçi nereye gidecektim ki. Ne param, ne telefonum, hiçbir şeyim kalmamıştı. Şadırvana gidip elimi yüzümü yıkadıktan sonra biraz orada oturdum. Nasılsa dönüp gelecekti……

    Read more →

  • 2. bölüm

    Beni, iyice çileden çıkartan bu tavrı ile komiser hiç de sempatik durmuyordu. Yine de sûkunetimi koruyarak, ılımlı bir şekilde, “Çantamı kaybettim… Yani aslında yerini biliyorum, otogarda unuttum. Yarın alacaktım. İstanbul’a bugün geldim.” diyerek başıma gelenlerin kısa bir özetini geçmeme rağmen komiser, bir kahkaha daha atmış ve alaycılığından bir şey kaybetmeyerek, “Gelir gelmez de ayağının tozuyla…

    Read more →

  • Hikayelerim

    1. Bölüm Taşı toprağı altın şehir İstanbul 1 bölümMaziden gelen sır Seliෆ ; 1 bölüm 2433 kelime ~~~~~~•~~~~~~•~~~~~~• Öncelikle, Selin ve Selim’in hayatına hoşgeldiniz diyerek başlamak istiyorum. Hikâyede bazı geçişler mevcut, bu geçişleri, ~~~~~~•~~~~~~•~~~~~~• bu çizgiyle ayırıp, ~~~~~~•~~~~~~•~~~~~~• tekrardan bu çizgiyle kapattım. Sizden ricam, arada kalan yazıyı farklı bir şeymiş gibi zannedip, hikayeden kopmayın, bazı…

    Read more →